Öne çıkan

İlk Blog Yazım

9.jpg

Vazgeçme Hayalinin Peşinden Koş…

        Hayatta hep bir şeyler isteriz. İstediklerimiz gelsin bizi bulsun isteriz. Gereken çabayı göstermekten hep kaçarız. Korkarız çünkü, yapamam der korkarız başaramam der korkarız bir denedik mi o ilk adımı bir attık mı başarmanın hazzını alacağız ama hep o ilk adımı atmaktan korkarız…

        Ben bugün burada bütün korkaklıklara meydan okuyorum korkuya inat acıya inat ayağa kalkıyorum bundan sonra asla bir daha düne bakmayacağım çünkü dün dünde kaldı. Artık yarınlara hazırlanma zamanı.

        Bir daha asla PES ETMEK YOK…

Reklamlar

Ölünmeyecekmiş Gibi Yaşamayın

Yaşamalıyız ama öyle hiç ölünmeyecekmiş gibi değil. Her an ölünecekmiş gibi sevdiklerimize sevenlerimize gereken değeri vermek gerek onları kırmamak incitmemek. Yüreklerine mutluluğu serpiştirmek gerek elini hiç korkak alıştırmadan. Mutluluk öyle küçük küçük serpiştirilecek bir şey değil bir insanın hele birde sevdiğiniz bir insanın yüzünde oluşturduğunuz bir tebessüm sizi sonu gelmeyen mutluluklara sürükler. Bu mutluluktur sizi ayakta tutan mal mülk para değil. Daha neyi bekliyorsunuz hayattayken yüzünü güldüremediklerinizin mezarında ağlamayı mı. Yada kalbini kırık gönlünü buruk bıraktıklarınızın arkasından çaresiz pişmanlıklar yaşamayı mı.

Ne demiş derviş Yunus

Bir kez gönül yıktın ise
Bu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet dahi
Elin yüzün yumaz değil

Geç olmadan Ölümü hatırlayın ve biraz sonra ölecekmiş gibi yapın yapacaklarınızı, sevdiklerinizden bir güzel sözü bir sarılmayı eksik etmeyin.

Seni Sevmek…

Derin uykularda mıyım yoksa derin uykusuzluklarda mı bir türlü bilemediğim cevabını bulamadığım bir soru bu kısacık ömrümde.

İçinde varlığının olduğu bu hayatın başka da bir izahı olamaz çünkü.

Hem bir solukta yaşar gibi geçmesi zamanın hemde her saniyenin bir ömür gibi kıymetli ve sükunetle yavaş yavaş geçmesidir seni sevmek.

Hani Sormuştun Ya Beni Nasıl Seviyorsun Diye

Sabahın erken saatlerinde yüzüme vuran güneşin ışıkları gibi yüzün, bakmaya kıyamadığım.
Uçurumun kenarındaki papatya misali ellerin, dokunmaya cesaret edemediğim.
Bir rüya kadar güzel varlığın, hiç uyanmak istemediğim.

Ama ben yine de her sabah uyanmak istiyorum yüzüne baktıkça aydınlanmak istiyorum.
O uçuruma çıkmak istiyorum her an düşmekten korkmadan.
Eğer bir rüyaysa varlığın uyanmak istemiyorum ama eğer gerçeksen hiç uyumak istemiyorum.

İşte Ben Seni Böyle Seviyorum…

Her Aşık Bir Şirket Yöneticisidir

İlişkiyi yönetmek şirket yönetmek gibidir yeri geldiğinde ince hesaplar yapmak gerekir ve bu hesaplarınla ya geçici başarılar elde eder yeri geldiğinde batarsın yada kalıcı başarılar elde eder başarılı bir şirketin sahibi olursun. Şimdi söyleyin yarenler böyle degilmidir aşk.

Yeri gelir zorluklar çekeriz yeri gelir kavgalar yaşarız yeri gelir en dibe düşeriz ilişkide çaresiz kalırız ama hep unuttuğumuz birşey var yazının basında da dediğim gibi şirket yönetir gibi mücadele etmek sabretmek gerekir ilişkide. Yeter ki yar diye yoldaş edindiğiniz kişi doğru insan olsun yoksa bir şirketin iflasa gittiği gibi siz de bir ömür hezeyan içinde kalırsınız.
Dostlarım aşkı anlatmaya kelimeler kifayetsiz kalır unutmayınız sizden istirhamım budur. Biz kelimelere aşka hizmet edecek şekilde yol veririz o yol da yürüyecek olan sizlersiniz.
Yürüdüğümüz yol aşk yoluysa yolun sonu bellidir samanlıkta dahi yaşasanız yanınızda ki tek biriyle yarinizle sırma köşkler içinde hissettiğiniz mutlu ve huzurlu bir yuva. Lakin şunu unutmayınız aşk yolunda yürürken doğru olun sadık olun aksi olursa yolun sonu hüsran olur.

Aşka Muvaffak Olabilmek

Sevda demek adamak demek adanmak demek ruhunu, yüreğini teslim etmekten bir an bile tereddüt etmeyeceğin birine adanmak. Ellerin ile teslim ettiğin yüreğinin karşılığını altın tepside sunulmuş bir aşk ile almak ve bir ömür buna muvaffak olabilmek demek.

Yarın zarif bir dokunuşudur dikeni gül eden

Gecenin karanlığında kapattılar ruhumu acılarla dövülmüş zindan demirlerinin ardına bir iki yeltendim lakin beceremedim kırmayı demirler ateşlerle dövülse belki kırardım lakin malzemesi acılar olan onlarla dövülmüş demiri hangi bilek kırabilir ki bende kıramadım beceremedim işte ne zaman ki sen o zindana geldin bu aciz garibi ziyaret ettin o demirlere ellerinle zarifçe dokundun işte o zaman demirler bükülüverdi her kavgada bileği yere gelmeyen tuttuğu bileği kıran benim beceremediğimi sen zarif bir dokunuşla başardın ve işte ben o an anladım acı ne kadar çok olursa olsun aşkla gelen bir dokunuş acıyı toz edermiş dikeni gül edermiş.

ÖMÜR ÇİFT KİŞİLİKTİR

s1119hc27b9c29e6c713ad2ff6748c49e6543eff648ac2_

O Kadar da Güzel Değildir Yalnızlık

     Hayat sana birtakım acılar yaşatır. Her insana farklı farklı acıları tattırır hayat. Kiminin sevdiğidir imtihanı kiminin ölümdür. Kimi yoksullukla sınanır kimi bilmem ne bela ile.

          Peki Sen Ne İle Sınandın ?

Bu yazımda kendimden bir örnek vermek istedim her zamanki gibi ;

       Birini seversiniz hem de öyle bir sevgidir ki bu onsuz nefes almak dahi imkansız gelir gözünüze, gözleriniz kör olmuştur aşktan, hayatın varlığı da yokluğu da odur çünkü sizin için. Peki ne mi olur günün birinde o gider öylece amansızca çekip gider nutkunuz tutuluverir, nefesiniz kesilir. Günlerce haftalarca aylarca acı çekersiniz. Sonra artık onsuz bir hayata alışmanız gerektiğini fark edersiniz. Ama onsuz bir hayatı yaşayamadığınızı görürsünüz. Tek çare onunla onsuzluğu yaşamaktır dersiniz. Nasıl mı? Anlatayım; onun aşkının alevi hep diri kalarak gönlünüzde, kıyamadığınız hatıraları elinizde, resimleri hep gözlerinizde. İşte bu şekilde bir ömür yalnız yaşamak istersiniz. Yaparsınız da bunu hayatınızı bu şekilde idame ettirirsiniz, yanınızda hiç kimseye ihtiyaç duymazsınız. Artık tamamıyla yalnız biri olmuşsunuzdur. Her şey toz pembedir mükemmeldir.

        Ve günü gelir siz bu yalnızlığa kendinizi tamamen kaptırırsınız ve artık yalnızlığın içinde onun aşkıyla o olmadan yaşarken birden O çıkar gelir. Geldiği an öyle bir andır ki yalnızlığa tamamen alışmışsınızdır. Artık yalnızlık tek yoldaşınız olmuştur.

        Sonra tekrar birlikteliğiniz başlar o yanınızdadır. Ama siz onu o olmadan sevmeye alıştığınız için hep korkular ile yaşarsınız. Her anınızı bir şey olacak korkusuyla yaşarsınız. Belki gelişi bin bir türlü sıkıntıyı beraberinde getirmiştir ve siz iyice içinize kapanırsınız yalnızlığınıza kimse dokunsun istemezsiniz, bu size daha güzel gelir. Sonra günler haftalar geçer sevdiğiniz insan artık bambaşka biri olmuştur öyle bir aşk ile gelmiştir ki. Fedakarlık mı en alasını yapar aşka dair ne lüzum ederse onu fazlasıyla yapar. Ama siz hala ne yapacağınızı bilemezsiniz korkularınızla birlikte kendinizi kandırmaya devam edersiniz. Evet doğru duydunuz kendinizi kandırırsınız.

        Neden mi, çünkü yalnızlık öyle anlatıldığı gibi düşündüğünüz muazzam bir şey değildir. Bizatihi şahsım bunun yaşayarak farkına vardı.

        Kahvaltılarımı tek kişilik alıp tabaklara koyduğumda, yemeklerimi tek kişilik yapmam gerektiği için birçok yemeği yapamadığımda, yaptığım yemekler artıp bozulduğunda. Hastalanıp yataklara düştüğümde, şefkate muhtaç olduğumda, aç kaldığımda, uyurken yastığa sarıldığımda. Kendi başıma film izleyip müzik dinlediğimde. Resimler ile sohbet edip karşılığını alamadığımda. Tartışacak kimsem olmadığında kendimle didiştiğim de, sabah yalnız uyanıp gece yalnız uyuduğumda.

        Ey yalnızlığı savunan kardeşlerim kendinizi kandırmaktan vazgeçin artık, sizi sevenleri sizden mahrum bırakmayın siz ondan mahrum kalmayın. Kendinizi yalnızlık kulesine hapsetmeyin.

        Ben kendim ile bu şekilde konuşup bir şeylerin farkına vardığım anda şunu fark ettim. Tek bir anımı bile yalnız geçirmek istemiyorum. Çünkü benim ömrümü birlikte geçirmek istediğim biri var. 

Eğer varsa böyle biri hayatınızda elini sıkıca tutun yoksa da bulun çünkü ömür dediğimiz şey çift kişiliktir.